acemilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
acemilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2012 Salı

ve Köroğlu "90'lar Türkçe Pop" listesini nihayet bitirir

Merhabalar efendim! Bu defa sevgili Hikaruivy Unnimin beni mimlediği 90’lar Türkçe Pop yazısı için klavye başına geçiyorum. Biraz da heyecanlı mıyım ne? J (Mahsus abartıyorum, ciddiye almayın!)
Baştan söylemeliyim ki, şimdiye kadar mim yazan arkadaşların ellerine sağlık. Cidden emek verdiklerini düşünüyordum ama, şimdi daha iyi anlıyorum. Öyle keyifli keyifli mim okuması değilmiş yani.
“Mim”in konusu 90’lardan unutamadığımız Türkçe Pop parçalar. Küçükken nostalji dendiğinde annemlerin-ninemlerin zamanlarını düşünürdüm. Meğer biz de yaşlanmaya başlamışız ve 90’lar dinlemek de nostalji olmuş. Hey gidi günler!!
Ben o zamanlar ilkokul çağlarımdaydım. Babamın pop müzikle arası iyi değildi (Barış Manço hariç). Bu yüzden genelde sokakta oyun arkadaşlarımdan öğrenirdim popüler şarkıları. Radyoyu karıştıracak kadar büyüyünce de radyodan dinlemeye başladım. Diyarbakır’daki meşhur Japon pasajından aldığımız bir müzik setimiz vardı; ordan dinlerdim. (O müzik seti hala çok güzel çalışır. E tabi, Japonlar yapmış! J) Klip izlemeye de ilkokul üçüncü sınıf zamanlarımda başladım galiba. Yine de çoğunu bilmem. (YouTube sağolsun, şimdi hepsini izleyebiliyoruz.) Bir de yaz tatillerinde kuzenlerimle pop müzik kültürümüzü tamamlardık. Bütün kuzenler arabaya doluşur son sesle müzik dinlerdik. Bütün köy de bizi dinlerdi. Kimse de çıkıp “Yeter artık! Arabanın aküsünü bitiriyorsunuz.” demezdi. Belki şunu diyenler olmuş olabilir: “Hacı Mehmet’in torunları da amma şımarık, gürültülerini çekmek zorunda mıyız? ” J
İçim de epey doluymuş ha J Neyse, şimdi şarkılarımıza geçelim.
Açıklama yapacak olursam, Top 10 listem değil. Sevdiklerimden ve hatırladıklarımdan hazırlamaya çalıştım.
Evde birtek Barış Manço dinleniyordu dedim ya, rahmetliden başlayalım.
1. Barış Manço-AYI

Barış Manço'yu öğrendiğimiz şarkı. Barış Manço’nun her şarkısı bir yana bu şarkı başka bir yana diyebilirim. Kardeşimle beraber bağıra bağıra söylerdik :D
2. Yonca Evcimik-Abone

90’ların başında çocukların en çok dinlediği diğer bir şarkı da buydu. Evde pop dinlenmezdi dediysem o kadar sıkı kurallar da yoktu. Babamı da despotmuş zannetmeyin. Mesela bu şarkıyı söylememize bişey demezdi J
3. Demet Sağıroğlu-Arnavut Kaldırımı

Ah ah! İşte en sevdiğim şarkı! O yaştaki çocuklar olarak şarkı sözlerini ne kadar derin anlayabildik şüpheliyim. Yine de güzel şarkı kendini her yaşa sevdiriyor demek ki..
4. Sertab Erener-Yanarım

Sertab Erener’i de severek dinlerim. Seçerken de zorlandım biraz. Sesini çok rahat kullanıyor değil mi? Ya da bana mı öyle geliyor? Aldırma, Sevdam Ağlıyor, ... hepsi çok iyidir. Bir de pop değil ama Makber vardır çok güzel J
5. Burak Kut-Yaşandı Bitti

Aslında Benimle Oynama ve Bebeğim daha çok sevdiklerimdendir. Birileri kesin onları paylaşmıştır diye değişiklik olsun istedim. Bu klip de ABD çekildi diye çok reklamı yapılmıştı ama istedikleri etkiyi oluşturamamıştı.
6. Tarkan- Kış Güneşi

Ne desem bilemedim. Güzeldi işte.. J
7. Erdal Çelik-Canımın İstanbul Köşesi

Unutulan şarkıcılardan değil mi? Geçende dilime dolandı “Canımın İstanbul köşesi/Gel de gelsin neşesi”. Ah, bir de İstanbul’da olsaydım!
8. Gülşen-Be adam

Eskiden pek cici bir kızdı (Bkz: Delisin). Son zamanlarda hiç dinlemiyorum. Yalnız bu klipte de az “stalker” değilmiş hani J Bir de “Gel Çarem” vardır ilk şarkılarından güzel.
9. Mustafa Sandal-Gidenlerden

Beşinci sınıfta bizi dersaneye götüren serviste çalınırdı bu albüm. Ne zaman dinlesem güneş batarken yolculuk yaptığımız o günler aklıma gelir, bir de üstü çiçekli böcekli test kitapları. J
10. Candan Erçetin-Yalan

Son şarkının da bende yeri ayrıdır. Yaşlandıkça daha bir anladım herşeyin bir gün yalan olacağını..
İşte böylece 90’lar listemi bitirdim. Mim dolaşırken diğer arkadaşların yazılarını okumamaya çalıştım kendi listemi etkilemesin diye. Yine de benzer şarkıları paylaşmışızdır herhalde. Kaydı yayınladıktan hemen sonra okumadıklarıma bakacağım. Eminim her birindeki şarkılar daha birçok anımı hatırlatacak. Hatta sizin de benim listedekilerle ilgili anılarınız varsa dinlemekten memnun olurum.
Az daha unutuyordum. Bu mimi birilerine paslamam gerekiyor değil mi? O zaman benden sonra isterlerse Winpohu, Scaffolding Pole ve Neo devam ettirsinler. Bir de Ayvaz’cım, ne zamandır yazmıyorsun. Sana da yolluyorum bu mimi. Yalnız itiraz kabul etmem, bekliyorum yazını. J

7 Ağustos 2011 Pazar

Yeniden Merhaba


Tekrar merhaba. Uzuuuun bir aradan sonra kısa bir yazı olacak. Evet Köroğlu çoook uzağa gitti. Ne zaman döner, Allah bilir. Şu an hayatına (her zamanki gibi ağırdan alarak) bir düzen vermeye çalışıyor. Düzenleyebilecek mi? Bunu da Allah bilir. Bu düzen verme sürecinde en çok hissettiğim duygu "özlem" galiba. Bilhassa arkadaşlara ve eski günlere.

İşte Ayvaz'ım bu yazı seni özlediğim için yazılıyor. Gerçi sen de boşladın buraları ya, belki bir ara görürsün.
Blogdaki değişiklikleri de farketmişsindir herhalde. Harika bir tasarım değil kabul ediyorum. Sırf pembe olduğu için seçtim.

Neyse...(en sevdiğim kelimelerdendir)


Son olarak "Hayırlı Ramazanlar" dilerim.

8 Şubat 2011 Salı

(Hakiki) İlk Yazı

Blogun ikinci yazarından (gecikmiş de olsa) merhaba,

Ayvaz’ın daha önce bahsettiği Köroğlu da nihayet bir şeyler yazmaya başladı. Başlamak için geç kaldığımın (Aslında acele edip vakitsiz bir zamanda blog açan Ayvaz’dı.); Ayvaz’ın bu yazıyı sabırsızlıkla beklediğinin; edebi bir şahsiyet olmasam da meramımı doğru anlatabildiğim için beni ikinci yazar olarak seçtiğinin; …(liste daha da uzar ama kısa keselim) farkındayım. Teşekkür edip bu mevzuyu geçelim isterseniz.

Sevgili okur (Nasıl da yazar havasına girdim hemen),

“Bunlar da nerden çıktı?” “Ne dertleri var da blog açıyorlar?” “Köroğlu, Ayvaz ne garip isimler?” dediğinizi duyar gibiyim. Sırayla cevaplayayım. Aslında bir müddettir blog alemindeyiz; yalnız sessiz ve sadık okuyucular olarak. Kendi ilgi alanlarımıza giren blogları takip edip, bazen birbirimizle paylaşıyorduk ki birgün Ayvaz “Biz de bir blog açsak, kendi fikirlerimizi başkalarıyla paylaşşak fena mı olur?” dedi. Bense tereddüt edip “Blog dediğin öyle kolay bir şey değil. Zaman harcaman, emek vermen gerekiyor ve en önemlisi söylediklerinin işe yarar şeyler olması gerekir dedim.” Neyse zaman içinde beni ikna etti ve sınavlarımız bittikten sonra uygun bir zamanda blog açma kararı aldık. Ama bu Ayvaz ne yaptı? Hiç sormadan, plan-program yapmadan bir gecede blogu açtı. Anlayacağınız üzere hala kızgınım. Üstüne bir de sık sık beni sıkıştırıp “Hadi yazını bekliyorum.” demez mi? Arkadaşlığımız hatrına (bir de hevesi kırılmasın diye) kızdığımı göstermedim ama dayanamadım burada içimi döktüm. Ohh!

Neyse efendim, laf lafı açıyor. Nerden nereye geldim. Sizlere anlatacağımızı konuların sınırlarını şimdiden çizmemiz zor gözüküyor (Dedim ya Ayvaz plan-program yaptırmadı diye). Biz iki yeni doktorun (korkmayın mesleki mevzulara fazla değinecek gibi durmuyoruz) hayata dair düşünceleri, edindiği tecrübeleri, keşfettiği güzellikleri, meraklı oldukları konuları dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışacağız.

İsimlerimizin nerden geldiğinin hikayesini de kısaca anlatayım. Dedim ya doktoruz; hani devamlı ders çalışmamız gerekir.:( İşte bizim de birkaç arkadaş bir çalışma grubumuz vardı. Yaz boyunca çalıştık iyi güzel ama, atama zamanımız gelince bir bir herkes görev yerine gitti ve Ayvaz’la ikimiz çalışmaya devam ettik. Ben o sıralarda durup durup “Bir Köroğlu, bir Ayvaz kaldık böyle” diyordum (yoksa Bolu Beyi’ne karşı gelelim, isyan edelim durumları yok). Ayvaz da sağolsun, bu sözümü çok sevmiş olacak ki blogumuza bu ismi uygun görmüş (bakın bunu bile bana sormadı. ühüü..)

(Uzattığımın farkındayım, toparlıyorum.)

İşte böylece Köroğlu ve Ayvaz olarak yazılarımıza başlıyoruz. Umarım güzel paylaşımlarda bulunur ve hayatımızdaki renklere bir yenisini daha katabiliriz. Tabi bunun için senin de katkılarını bekliyoruz Sevgili Okur.

İyi geceler,