dinlediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dinlediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Dinliyorum - "Birileri Var"


sen hiç korkma, hiç utanma neysen öyle ol
sen vazgeçme, sinme, küsme
böyle masum kal

birileri var, birileri var
dünyanın çivisine, bugünün gerisine sahip çıkan
birileri var, birileri var
masumun nefesini koruyan birileri var
yeter ki hep böyle kal

ne bugünden, ne yarından
ne de dünden kork

bir varmışsın, bir yokmuşsun
evvel yarın ol

hala birileri var, birileri var
ruhunu, şerefini zalimin gölgesine satmayan
birileri var, birileri var
masumun nefesini koruyan birileri var

yeter ki hep böyle kal

19 Nisan 2015 Pazar

Keyfiyet #5 Kayıp

Uzun zamandır boşladım buraları, farkındayım. Eksikliğimin farkına varmadınız ama değil mi? O zaman bir yıldır neler yaptığımı da anlatmıyorum. :P

Zaman çok çabuk geçiyor ben hayatı yakalayamıyorum artık. Girdiğim kısır döngüden bir an önce çıkabilmeyi ümid ediyorum. Neyse...

Hadi son günlerde dinlediğim bir şeyi paylaşayım da neşemiz yerine gelsin.

Not: Bir süredir Kore sevdasından vazgeçmiş ve rotamı güneye -Hindistan'a- çevirmiş bulunmaktayım. Bu şarkıyı da böylelikle buldum. Belki izlediklerimi de anlatırım birgün. 

6 Mart 2014 Perşembe

Dinliyorum - "Hoşgeldin"


Bugün bu şarkıyı dinliyorum. İlk defa Hikaru'nun blogunda dinlemiştim. Güzel değil mi?

8 Kasım 2013 Cuma

Dinliyorum - "Bugün benim doğum günüm"


Aslında şarkının adı Paramparça, ama ben "Bugün benim doğum günüm" demek istedim. Çünkü bugün gerçekten benim doğum günüm. Ve nedense sabahtan beri koca labda tek başıma bu şarkıyı mırıldanıyorum.

"Doğum gününde bula bula bu depresif şarkıyı mı buldun?" derseniz, "Evet, tam da beni tarif ediyor (bazı kısımları hariç)" derim.

Üstelik sadece dört kişi kutladı beni. İkisi zaten annem ve babam, onları saymasak da olur, hiç unutmuyorlar ki. Kaldı iki kişi. Hatırlanmak için doğum günümün milli bayrama mı denk gelmesi gerekiyor?

Neyse.. Şimdi eve gidip kendime bir doğum günü pastası yapmayı düşünüyorum. Eve gidince takatim olursa tabii.                  

 

27 Ekim 2013 Pazar

Dinliyorum - Şemsiyemin Ucu Kare


Geçirdiğimiz haftanın şarkısı (yani türküsü) da buydu.

Brenna MacCrimmon Kanadalı bir sanatçı. 80'li yıllarda Türk müziği ile tanışıyor ve o zamandan beri Türk müziği çalışıyor. Boston'da da Türk müziği yapanlarla tanışık olduğunu ve Boston'a gelip gittiğini öğrendim.

Belli mi olur, belki birgün tanışırız.

20 Ekim 2013 Pazar

Dinliyorum - Sevdalı Kuş


Epeydir ihmal ediyorum buraları farkındayım. Bari dinlediğim birşeyi paylaşayım dedim.

Türkiye'de olsam bayramı köyde büyüklerle geçirecektim. Dinlerken herkesi ne kadar özlediğimi farkettim.

6 Nisan 2013 Cumartesi

Ders çalışmam lazım ama kaytarıyorum paylaşımı

Evet, yanlış duymadınız. Şu yaşıma geldim ve hala ders çalışmam gerekiyor.

"Ne var yaşında? Doktorsan ömür boyu ders çalışacaksın" dediğinizi duyar gibiyim. Doğru, haklısınız.

O zaman bi şarkı paylaşıp ders çalışmaya başlayayım madem.

Bir zamanlar ders çalışırken sadece Korece şarkılar dinlerdim. Bahanem(!) de şu: Sözlerini anlamadığım için dikkatimi dağıtmıyorlar. Peki sonra ne oldu? Sadece şarkı dinlemeyip dizilerine de merak sarınca yavaş yavaş  bazı kelimeleri kapmaya başladım, ve şarkılar da dikkatimi dağıtmaya başladı.

Neyse.. Yeniden ders çalışmaya başlayınca refleks olarak Korece şarkı listemi açtım. İşte dinleme listemin en güzide parçalarından, Kore merakımın başlamasına sebep olan Goong dizisinin müziklerinden biri.


Siz de beğendiniz mi?

22 Mart 2013 Cuma

Dinliyorum - Sto pa kai sto ksanaleo

Geçen hafta sonu lab'da arkadaşım -yine her zamanki gibi- çalışırken bir yandan da müzik dinliyordu. Kendisi Yunan olduğu için dinlediği şarkıların bir kısmı da hani tv'de gördüğümüz tabakları kırdıkları tarzda şeyler oluyordu. Genelde değişik müzik dinlemeye açık biriyimdir ama, itiraf ediyorum biraz sıkılmaya başlamıştım. Ta ki aşağıdaki şarkıyı dinleyene kadar.



Ne kadar da bizim melodilerimize benziyor değil mi?
Ben de, tam hatırlayamamakla beraber, "Bu şarkı bizde de var" dedim. Sonra da Türk versiyonunu aramaya koyuldum. Meğer Yabancı Damat dizisinde Özgür Çevik söylediği için biliniyormuş bu şarkı. O diziyi hiç izlemedim ve müziklerini de dinlediğimi hatırlamıyorum. Yani tamamen atmışım bizde de aynı şarkının olduğunu söylediğimde. :) Neyse ki yalancı çıkmadım. :)

Neyse efendim.. Bu hafta da bu şarkıya taktım. Sayesinde Yunancamı da geliştireceğim. :)

Hatta bir şey daha paylaşayım. Bugün iki Yunan konuşurken, ben de iki kelime (kalimera: günaydın, kalinihta: iyi geceler) bildiğimi söyledim, ve telaffuzumu çok beğendiler. Ben de pek bir sevindirik oldum tabii. 

Hay Allahım yaa... Sevindiğim şeye bak! Daha faydalı işlerle uğraşmalıyım vesselam... 

26 Şubat 2013 Salı

Dinliyorum - Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın

İşte bugünlerdeki favori şarkım:


Çok güzel değil mi? İnsanın içi cız ediyor.
Ayvaz da dinlesin istedim.


(Bu arada epeydir buraları boşladığımın farkındayım. Fakat elimden birşey gelmiyor, epey yoğun ve yorgunum bu sene.)

3 Nisan 2012 Salı

Far From Home

Bugünlerde dilime dolanan şarkı..

Normalde hard rock dinlemem. Dinlediklerimden başka türleri de "Aaa! Neler varmış? Ne dinlesem?" diye aramam. Bir arkadaşım tavsiye ettiyse, bir cafede ya da bir dizide/filmde duyduysam ve beğendiysem dinlemeye başlarım.

İşte, bu şarkı da öyle oldu. TV'yi ne zaman açsam izleyebilecegim en olası ve güzel dizi "Criminal Minds" oluyor. Ard arda o kadar bölüm veriyorlar ki, başına geçince kalkamıyorum. Neyse... Kaçıncı bölümdü hatırlamıyorum ama; babası seri katil olan kızın ekibe katıldığı bölümün sonunda çalmıştı. Unutmayayım diye de sözlerini bir kenara yazmıştım. :D

Grubun diğer şarkılarını fazla beğenmedim, fazla gürültülü geldi. Bu şarkıda da biraz isyan var ama, müzikten kurtarıyor.

Belki siz de beğenirsiniz diye de paylaşmak istedim. İyi dinlemeler!

13 Mart 2012 Salı

ve Köroğlu "90'lar Türkçe Pop" listesini nihayet bitirir

Merhabalar efendim! Bu defa sevgili Hikaruivy Unnimin beni mimlediği 90’lar Türkçe Pop yazısı için klavye başına geçiyorum. Biraz da heyecanlı mıyım ne? J (Mahsus abartıyorum, ciddiye almayın!)
Baştan söylemeliyim ki, şimdiye kadar mim yazan arkadaşların ellerine sağlık. Cidden emek verdiklerini düşünüyordum ama, şimdi daha iyi anlıyorum. Öyle keyifli keyifli mim okuması değilmiş yani.
“Mim”in konusu 90’lardan unutamadığımız Türkçe Pop parçalar. Küçükken nostalji dendiğinde annemlerin-ninemlerin zamanlarını düşünürdüm. Meğer biz de yaşlanmaya başlamışız ve 90’lar dinlemek de nostalji olmuş. Hey gidi günler!!
Ben o zamanlar ilkokul çağlarımdaydım. Babamın pop müzikle arası iyi değildi (Barış Manço hariç). Bu yüzden genelde sokakta oyun arkadaşlarımdan öğrenirdim popüler şarkıları. Radyoyu karıştıracak kadar büyüyünce de radyodan dinlemeye başladım. Diyarbakır’daki meşhur Japon pasajından aldığımız bir müzik setimiz vardı; ordan dinlerdim. (O müzik seti hala çok güzel çalışır. E tabi, Japonlar yapmış! J) Klip izlemeye de ilkokul üçüncü sınıf zamanlarımda başladım galiba. Yine de çoğunu bilmem. (YouTube sağolsun, şimdi hepsini izleyebiliyoruz.) Bir de yaz tatillerinde kuzenlerimle pop müzik kültürümüzü tamamlardık. Bütün kuzenler arabaya doluşur son sesle müzik dinlerdik. Bütün köy de bizi dinlerdi. Kimse de çıkıp “Yeter artık! Arabanın aküsünü bitiriyorsunuz.” demezdi. Belki şunu diyenler olmuş olabilir: “Hacı Mehmet’in torunları da amma şımarık, gürültülerini çekmek zorunda mıyız? ” J
İçim de epey doluymuş ha J Neyse, şimdi şarkılarımıza geçelim.
Açıklama yapacak olursam, Top 10 listem değil. Sevdiklerimden ve hatırladıklarımdan hazırlamaya çalıştım.
Evde birtek Barış Manço dinleniyordu dedim ya, rahmetliden başlayalım.
1. Barış Manço-AYI

Barış Manço'yu öğrendiğimiz şarkı. Barış Manço’nun her şarkısı bir yana bu şarkı başka bir yana diyebilirim. Kardeşimle beraber bağıra bağıra söylerdik :D
2. Yonca Evcimik-Abone

90’ların başında çocukların en çok dinlediği diğer bir şarkı da buydu. Evde pop dinlenmezdi dediysem o kadar sıkı kurallar da yoktu. Babamı da despotmuş zannetmeyin. Mesela bu şarkıyı söylememize bişey demezdi J
3. Demet Sağıroğlu-Arnavut Kaldırımı

Ah ah! İşte en sevdiğim şarkı! O yaştaki çocuklar olarak şarkı sözlerini ne kadar derin anlayabildik şüpheliyim. Yine de güzel şarkı kendini her yaşa sevdiriyor demek ki..
4. Sertab Erener-Yanarım

Sertab Erener’i de severek dinlerim. Seçerken de zorlandım biraz. Sesini çok rahat kullanıyor değil mi? Ya da bana mı öyle geliyor? Aldırma, Sevdam Ağlıyor, ... hepsi çok iyidir. Bir de pop değil ama Makber vardır çok güzel J
5. Burak Kut-Yaşandı Bitti

Aslında Benimle Oynama ve Bebeğim daha çok sevdiklerimdendir. Birileri kesin onları paylaşmıştır diye değişiklik olsun istedim. Bu klip de ABD çekildi diye çok reklamı yapılmıştı ama istedikleri etkiyi oluşturamamıştı.
6. Tarkan- Kış Güneşi

Ne desem bilemedim. Güzeldi işte.. J
7. Erdal Çelik-Canımın İstanbul Köşesi

Unutulan şarkıcılardan değil mi? Geçende dilime dolandı “Canımın İstanbul köşesi/Gel de gelsin neşesi”. Ah, bir de İstanbul’da olsaydım!
8. Gülşen-Be adam

Eskiden pek cici bir kızdı (Bkz: Delisin). Son zamanlarda hiç dinlemiyorum. Yalnız bu klipte de az “stalker” değilmiş hani J Bir de “Gel Çarem” vardır ilk şarkılarından güzel.
9. Mustafa Sandal-Gidenlerden

Beşinci sınıfta bizi dersaneye götüren serviste çalınırdı bu albüm. Ne zaman dinlesem güneş batarken yolculuk yaptığımız o günler aklıma gelir, bir de üstü çiçekli böcekli test kitapları. J
10. Candan Erçetin-Yalan

Son şarkının da bende yeri ayrıdır. Yaşlandıkça daha bir anladım herşeyin bir gün yalan olacağını..
İşte böylece 90’lar listemi bitirdim. Mim dolaşırken diğer arkadaşların yazılarını okumamaya çalıştım kendi listemi etkilemesin diye. Yine de benzer şarkıları paylaşmışızdır herhalde. Kaydı yayınladıktan hemen sonra okumadıklarıma bakacağım. Eminim her birindeki şarkılar daha birçok anımı hatırlatacak. Hatta sizin de benim listedekilerle ilgili anılarınız varsa dinlemekten memnun olurum.
Az daha unutuyordum. Bu mimi birilerine paslamam gerekiyor değil mi? O zaman benden sonra isterlerse Winpohu, Scaffolding Pole ve Neo devam ettirsinler. Bir de Ayvaz’cım, ne zamandır yazmıyorsun. Sana da yolluyorum bu mimi. Yalnız itiraz kabul etmem, bekliyorum yazını. J

Benim hâlâ umudum var ...



... mı acaba?

ya da

Benden umut var mı hâlâ?

22 Şubat 2012 Çarşamba

"Ben yakın sen uzak!"

Geçen gün bir arkadaşım Sagopa Kajmer'in aşağıdaki şarkısını tavsiye etti. Şimdiye kadar sağda solda duyduğum dışında oturup da rap dinlemişliğim yoktu. Öyle katı önyargılarla bakmıyordum fakat; rap müziğin genelde küfürlü olduğunu ve bunu da zaten ardarda hızlıca söylediklerinden anlamayacağımı düşünüyordum.

Yanılmışım!

En azından bu şarkı için. Çünkü hala başka örneklerini dinlemedim.


Hoşuma giden cümleler:

Ben yakın sen uzak, ya sen yakınlarımda ben ırak,
Masiva bırak direk bileklerimden.
Rayihamı miske bezemek elzem, ...
Aynalarımı çatlattım ben, darmadığın tuzla buz oldu içim, ...
Ya sen; terazilerce altın yüklenmiş gibisin, ...
...
... beni yangın paklar.
...
Her dalım çiçeklerimin annesi.
... küheylan kaldı bi kemik bir deri. ...
...

Küfürsüz rap olurmuş.
Hem maneviyat da içerebilirmiş.
Rap olarak ne kadar başarılı bilemiyorum.
Ben beğendim.

18 Ekim 2011 Salı

Sesim güzelmiş de haberim yokmuş!

Evet, yanlış okumadınız başlığı; meğer benim sesim güzelmiş de yıllardır eski bir sandık köşesindeki eşya gibi keşfedilmeyi bekliyormuş. Bunca zaman boşuna "Benim sesim güzel değil ki" diye birşey söylememişim. :))

"Peki şimdi ne oldu da 25'inden sonra öğrendin?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Hemen anlatıyorum: Geçen gün ney üfleyen bir arkadaşım yanında şarkı söyleyip söyleyemeyeceğimi sordu. "Niye bana soruyorsun? Birisi mi söyledi? Nerden çıktı şimdi? Benim sesim güzel değil ki.." derken; kendi kendime mırıldandığım anlardan birinde beni dinleyen başka bir arkadaşımdan duyduğunu öğrendim. İçimden de gizliden solist olma isteği geçiyormuş herhalde ki, "Peki kabul, ama önce deneme yapalım" dedim. Derken provaya başladık ve arkadaş sesimi beğendi. Ben içimden -ve hatta dışımdan- "Hadi canım, bu saatten sonra kimseyi bulamayacaksın diye beğenmiş gibi yapıyorsun değil mi? Tamam nota bilgim var ama sesim güzel değil işte" deyip duruyorum. Beni inandırmak için bir de provayı kaydedip dinledik. İnsanın kendi sesini dışardan duyması ne kadar değişik bir hismiş, sanki ben değilim gibi. Üstelik şarkı söylerken sesim konuşurkenki gibi ciyak ciyak çıkmıyordu, kulağı da tırmalamıyordu. Dinleyeceklere eziyet vermeyeceğime kani olunca itiraz etmedim daha fazla. Bu kabullenişten sonra prova eğlenceli hale gelmeye başladı ve ara ara buluşup arkadaşımdan Türk musikisi dersi almaya karar verdim, sağolsun o da kabul etti.

Bu kadar dert yandıktan sonra söylediğim şarkıyı merak ettiniz değil mi? İşte buyrun:


Hadi kısaca hakkında bilgi de vereyim:

Bestesi Kaptanzade Ali Rıza Bey'e, güftesi Ömer Bedrettin Uşaklı'ya ait hicaz makamında, nim sofyan usulünde bir şarkı. (TRT sunucuları gibi oldu değil mi? :) )

Sözleri:

Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına
Ey ufuklar diyorum yolculuk var yarına

Ayrılık görünmüşken yar tutmuyor elimden

Misafirim bugün ben gurbet akşamlarına


Çalıştığımız diğer şarkı da rahmetli Zeki Müren'den gelsin. (Bunda biraz zorlandım, bu yüzden sadece çalıştık, sonrasında söylemedim.)



Bu eser de bestesi İsmail Dede Efendi'ye, güftesi Enderuni Vasıf Bey'e ait yürük semai usulünde hicaz makamında bir şarkı.

Sözleri:

Ey büt-i nev eda olmuşum müptela
Aşıkım ben sana iltifat et bana yar yar
İltifat et bana aşıkım ben sana

Gördüğümden beri olmuşum serseri
Ben denim ey peri iltifat et bana yar yar
İltifat et bana aşıkım ben sana

Çok güzeller değil mi?

Klasiklerin vazgeçilmez olduğunu bir kez daha öğrendim. Sesimden ziyade Türk musikisini yeniden keşfettim galiba. Ne dersiniz? :)

13 Ekim 2011 Perşembe

FT Island ve İstanbul Zilleri

Bugün çok güzel bir haber aldım. Malumunuz, eğer doktorsanız ömrünüz sınavlarla geçiyor. İşte girdiğim o sınavlardan en sonuncusundan geçtiğimin haberini aldım. Üzerimdeki yüklerden birini daha attığım için çok mesudum. (Darısı Ayvaz'ın başına diyor ve devam ediyorum.) Gün boyunca ağzım kulaklarımda, kulaklarım telefonda ve parmaklarım klavyede gezdim. Sağolsunlar, haberi alanlar tebrik telefonları ya da mailleri attılar.

Sınavı geçtiğimin haberiyle beraber "Lüzumsuz İşler Müdürü" Köroğlu sahalara döndü ve internette sörfe başladı. Veee, bilin bakalım ne buldu? Evet doğru tahmin, FT Island'ın yeni klibi!
(Ayvaz bilir, siz de yavaş yavaş öğrenirsiniz; ben bir FT Island hayranıyım)



Aslında yakın zamanda "teaser"ını (Türkçe karşılığını bulamadığım için yazamadım, hoş görün lütfen.) görmüştüm ama çıkacağı zamanı takip etmemiştim. Bugün bulunca hemen izledim. Her zamanki gibi çok güzel bir şarkı yapmışlar. (K-Rock şarkıları K-Pop şarkılardan genelde daha kaliteli diye düşünüyorum. Elbette bu sadece benim görüşüm ve bu konu ayrıca tartışılmaya değer olduğu için asıl konuyu dağıtmadan devam ediyorum.)

En önemli konuya geliyoruz, LÜTFEN DİKKAT!!! Şarkıdan da ziyade esas dikkati çeken husus klipte çaldıkları baterinin zilleri oldu. Evet yanlış duymadınız, ziller dikkatimi çekti. Çünkü üzerlerinde "İstanbul" yazıyordu. Bakınız 0:32, 0:59, 1:13, 1:19, 1:23, 2:59, 3:12 ve benim de ilk dikkatimi çeken 3:25'te (En sonuncu dışındakileri yazıya başlayınca durdurarak izleyip yazdım :) )


Belki de siz İstanbul marka zillerin dünyaca ünlü olduğunu biliyor olabilirsiniz ama ben bugün öğrendim ve araştırmacı karakterimle(!) hemen bunun hakkında birşeyler okumaya başladım.

Meğerse, dünyadaki zil piyasasının en kaliteli markaları Türkiye'denmiş. Bunlardan biri Zildjian (yani bildiğimiz zilci ve oğlu anlamında -yan ekiyle Zilciyan) markası, diğerleri de İstanbul Agop ve İstanbul Mehmet markaları.

Zilciyan markası Osmanlı zamanında kurulmuş ve zamanında Osmanlı padişahlarından da büyük destek almış. Sonraki nesillerinde Türkiye'deki işlerini bırakmışlar ve Amerika'ya yerleşen aile fertleri burada yeniden zil üretimine başlamış.

İstanbul markası ise öncesinde Zilciyan ailesinin zil atölyelerinde çalışan ustalar Agop ve Mehmet tarafından kurulmuş. Yine sonraki nesillerde iki ustanın çocukları yollarını ayırıp İstanbul Agop ve İstanbul Mehmet markalarını kurmuşlar.

Şimdi böyle kaliteli zil yapmanın da bir inceliği varmış. Bunu da Zilciyan ailesi ve burada çalışan ustalar bildiği için bu markalar çok iyiymiş.

Bir de piyasadaki çoğu marka fabrikasyon üretim yaparken, İstanbul markalı ziller el yapımı olduğu için de daha çok tercih ediliyormuş. Discovery Channel bile haklarında reklam filmi hazırlamış. Bakınız.



İşte böylece İstanbulumuz'un marka değerine katkıda bulunan bir şeyi daha öğrenmiş oldum. Daha fazla bilgi almak isteyenleri buraya, buraya , buraya ve buraya alabiliriz. Bir de fazla geyik olsun diye buraya da bakabilirsiniz. :)

Benim çok hoşuma gitti, ya sizin?


5 Ekim 2011 Çarşamba

Ne dinliyorum?


Bu sıralar çok dinliyorum.
Sakin, dinlendirici, hüzünlü.
Bir yandan da dinamik, coşkuya giden bir havası var.
Kısacası, sevdim bu müziği.

Ayvaz'a gelsin, ders çalışırken dinlesin.